top of page
DSC_3879 PPS9-edit-logosuz-web.jpg

NOM, mimarlığı insanın gündelik hayatına temas eden bir tasarım disiplini olarak ele alır. Bizim için iyi bir mekân, yalnızca “güzel” görünen değil; günün farklı saatlerinde doğru çalışan, kullanıcıyı yormayan ve zamanla değer kazanan bir bütündür. Bu yüzden her projeye yaşam senaryolarını okuyarak başlarız: mekâna kim giriyor, nerede oyalanıyor, nerede hızlanıyor, nerede durup nefes alıyor? Işığın hareketi, gölgenin ritmi, akustik konfor, malzemenin dokusu ve kullanım yoğunluğu daha ilk eskizlerde tasarımın omurgasına yerleşir.

Stüdyonun kurucusu Müge Alanay Gücüoğlu, mimarlık ile iç mekânı ayrıştırmadan çalışır; plan kararından detaya, malzemeden grafik dile kadar tüm katmanları tek bir anlatıda birleştirir. Bu yaklaşım özellikle konaklama, yeme-içme ve konut projelerinde belirginleşir: mekânın kimliği sonradan “dekor”la eklenmez; doğru oranlar, iyi kurgulanmış dolaşım ve yerinde detaylarla en baştan kurulur. NOM adı da bu bakışı işaret eder; tasarımın merkezinde obje değil, insanın mekânla kurduğu ilişki vardır.

NOM’un tasarım dilinde iç-dış sürekliliği, geçirgenlik, gölge-ışık dengesi ve dokunsal malzeme birlikteliği öne çıkar. Yalın bir çerçeve içinde rafine bir atmosfer kurmayı hedefleriz: abartısız ama güçlü, sakin ama karakterli, hızlı ama eskimeyen mekânlar… Bunu “sakin şıklık / slow glamour” olarak tarif ediyoruz; gösterişe yaslanmadan etkileyen, konforu kaybetmeden incelen bir denge.

 

Tasarım sürecimiz fikirle uygulama arasında kopukluk bırakmaz. Konsepti anlatmak kadar, sahada karşılığını bulmasına da önem veririz: uygulanabilir detaylar, malzeme tedariki, bütçe-zaman planı ve ekip koordinasyonu… Bu sayede proje, sunumda güçlü durduğu gibi hayatta da güçlü çalışır.

NOM için tasarımın nihai ölçütü basit: mekânın insanı “iyi” hissettirmesi. Empatiyi, ergonomiyi ve yaşam kalitesini her ölçekte ana kriter olarak görür; mekân için değil, yaşam için tasarım yaparız.

DSC_1664-H-web.jpg

MÜGE ALANAY GÜCÜOĞLU

NOM'un kurucusu Müge Alanay Gücüoğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü mezunudur; yüksek lisansını aynı üniversitede Yapı Bilgisi dalında tamamlamıştır. Özellikle Akdeniz ikliminin ışığını, gölgesini ve açık hava alışkanlıklarını merkeze alan bir bakışla çalışır.

Onun için mimarlık, önce insanı anlamaktır. Bir mekânın değerini fotoğrafta nasıl durduğundan çok, gün içinde nasıl çalıştığıyla ölçer: hareketi nasıl yönettiği, konforu nasıl taşıdığı, insanı nasıl “rahat” ettirdiğiyle. Bu nedenle mimari ile iç mekânı ayırmaz; plan kararından malzeme seçimine, detaydan atmosfere kadar her şeyi aynı hikâyenin parçası gibi ele alır. Amaç, “ben buradayım” diyen bir tasarım değil; içine girildiğinde kendiliğinden doğru hissettiren, hayatın akışına karışan mekânlar kurmaktır.

Web site designed by
bottom of page